İklim Geçiş Forumu Ankara’da düzenlendi. COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar’ın açış konuşmasıyla başlayan forum, iki gün sürecek.
15 Ekim 2026
İklim Geçiş Forumu Ankara’da düzenlendi. COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar’ın açış konuşmasıyla başlayan forum, iki gün sürecek.
COP31 öncesinde yerel iklim eyleminin farklı boyutlarını kamu, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, finans kuruluşları, sivil toplum, akademi, gençler ve özel sektörün perspektifleriyle ele alan forum, geniş katılımla kapılarını açtı.
Oturumun açış konuşmasını yapan COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Hasar, iklim değişikliğiyle mücadelede yapılan çalışmalara yönelik ilişkin şunları kaydetti:
“Bugüne kadar yapılan iklim modellerinde yaklaşık 100 kilometrekarelik bir alanı tek bir sonuç olarak görüyorduk. Şimdiyse üç kilometre çözünürlüğe indirilmiş model çalışmamız bulunuyor. Yakın geleceği ve yüzyılın sonunu hem düşük hem yüksek emisyon senaryolarıyla birlikte ele alan bir çalışma yaptık. Toplumu iklim değişikliğine karşı hazır hale getirmek için bilimsel verilerden faydalanan bir altyapı oluşturduk.
"Emisyon Azaltımı Önemli"
2026-2030 dönemlerinde ise küresel ısının bir buçuk derece artacağı ihtimali yüzde 90. Bu, normal bir rakam değil. İklim değişikliği ile mücadele bir ülkenin mücadelesiyle olmuyor, tüm dünyanın topyekun bir mücadele etmesi ile mümkün. Hiçbir önlem alınmazsa, hiçbir mücadele yapılmazsa önümüzdeki yüzyılın sonunda dünyanın ortalama sıcaklığının 3 santigrat ila 2.8 santigrat derece artması öngörülüyor. Bu bazı bölgelerde Türkiye gibi Akdeniz Bölgesi’nde ve Orta Doğu’da bu değerlerin 2.8 ortalamayla değil, çok daha yüksek, yaşanmayacak değerlere ulaştığını görebiliyoruz. İyi senaryolara göre 3, kötü senaryolara göre 4 ve 6 santigrat derece gibi ortalamaların olduğu bölgeler olacak. Peki, bu tabloya baktığımızda ne yapmamız gerekiyor? Önümüzde iki ana unsur var. Birincisi emisyonların azaltılması, ikincisi ise sadece emisyonları azaltmakla kalmayacağız, uyum dediğimiz yeni sonuçlara, yeni normallere toplumumuzu bir şekilde adapte edip uyumlandırmamız gerekiyor. Bu sadece toplumsal adaptasyonla ilgili değil. Bütün sektörel bazda düşündüğümüzde sektörlerin adaptasyonu var. Ülkelerin ekonomilerinin bile böyle bir sürece adapte olması gerekiyor.
İki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlarda yerel iklim eylemi ve dirençli kentler, iklim değişikliğine uyum, iklim finansmanı ve ekonomik fırsatlar, iklim eyleminde karar verme araçları, sivil toplumun rolü, gençlik liderliği ve Türkiye’nin güncel iklim projeksiyonları ele alınacak.
Foruma, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino Dominguez ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Mali İş Birliği Başkanı Maria Wyganowski de katıldı.