Kıyı ilçelerimizi iklim değişikliğine dirençli hale getiriyoruz!

İklim Değişikliği Başkanlığı olarak “İzmir Kıyı İlçelerinin İklim Değişikliği Etkilenebilirlik/Kırılganlık Analizi” projesinin açılış toplantısına katılım sağladık.

Kıyı ilçelerimizi iklim değişikliğine dirençli hale getiriyoruz!
Kıyı ilçelerimizi iklim değişikliğine dirençli hale getiriyoruz!
Kıyı ilçelerimizi iklim değişikliğine dirençli hale getiriyoruz!

24 Ocak 2024

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından IPA II – İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı Kapsamında desteklenen “İzmir Kıyı İlçelerinin İklim Değişikliği Etkilenebilirlik/Kırılganlık Analizi” projesi için 22 Ocak 2024 tarihinde düzenlenen proje açılış toplantısına Başkalığımızdan Başkan Yardımcımız Doç. Dr. Abdulkadir Bektaş katıldı. Söz konusu proje, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü ile Avusturya merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Society for Urban Ecology (SURE) ortaklığında yürütülmesi planlandı.

Toplantıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Abdulkadir Bektaş, Society for Urban Ecology temsilcisi Prof. Dr. Cristian Ioja, EÜ Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Coşkun Hepcan, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Temsilcisi Özge Gökçe Aktaş katıldı.

Programın açılışında konuşan İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Bektaş, “Bu proje ile İzmir ve kıyı yerlerinin iklim dengesi karşısındaki kırılganlığının önlenmesine yönelik veriler oluşturulacak. Yerel halk, sivil toplum, özel sektör ve üniversitelerle birlikte katılımcı bir anlayışla geliştirmeye yönelik amaçların olması bizi ziyadesiyle memnun etmektedir. İklim değişikliğine karşı topyekün mücadele etmeliyiz. Öncelikle yapmamız gerekenler arasında iklim değişikliğine uyum sağlanması, yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin geliştirilmesi ve doğa, ekosistem temelli çözümlerin geniş çapta uygulanması geliyor. Ayrıca iklim krizi sonunda ortaya çıkabilecek doğal afetleri önleyici çözüm mekanizmalarının geliştirilmesinin önem taşıdığını belirtmek isterim” dedi.

Bu doğrultuda iklim değişikliğinin farklı alanlarda ve çok boyutlu etkilerinin olduğu Başkan Yardımcımız Doç. Dr. Abdulkadir Bektaş tarafından belirtilerek görev ve sorumlulukların genişliği sebebiyle yerel yönetimlerin iklim değişikliği politikalarına dâhil olmasının kaçınılmaz olduğunu da vurguladı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu kapsamda yerele yönelik yaptığı çalışmalarda yerel düzeyde Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına destek olmayı hedeflediğini belirten Başkan Yardımcımız Türkiye’deki tüm paydaşların erişimine açarak ulusal bir iklim değişikliği hafızası oluşturmayı hedefleyen İklim Portalının e-devlet ile entegrasyonu sağlanmış olduğunu önümüzdeki dönemde lansmanının gerçekleştirileceğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Cristian Ioja yaptığı konuşmada SURE, kentsel ekosistemlerin yapısı ve işlevine ilişkin bir anlayış geliştirerek dünya çapındaki şehir ve kasabalarda insanlar ve çevreleri arasında dengeli bir etkileşimi geliştirmeyi amaçladığını belirterek, “Almanya, Çin, Türkiye, İsveç ve ABD başta olmak üzere uluslararası bilim topluklarının bulunduğu 500 fazla üyeye sahip derneğimizde araştırmacılar ve uygulayıcılar arasındaki iletişimi güçlendirmek, uluslararası kurumsal bağlamda akademik topluluğun çıkarlarını temsil etmek ve kentsel ekolojinin dünya çapında uygulanmasını teşvik etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Projede sektörel etkilenebilirlik analizlerinin yanı sıra yerel halk, sivil toplum, özel sektör, merkezi ve yerel yönetimler ile üniversitelerde iklim riskleri ile iklim değişikliğine uyum ve afet riski azaltılması için doğa temelli çözümler konusunda kapasite geliştirmeye yönelik aktiviteler gerçekleştirileceğine değinen Prof. Dr. Çiğdem Coşkun Hepcan, “Türkiye, Romanya ve Avusturya`dan araştırmacıların bir arada görev yapacağı 18 ay süreli projede; İzmir kentinin kıyı ilçelerinin yüksek sıcaklık ile sel/taşkın ve fırtına kabarmasının neden olduğu kent selleri gibi iklim tehlikeleri karşısındaki etkilenebilirliğinin (kırılganlığının) belirlenmesi, iklim değişikliğine uyum ve afet riskinin azaltılması amacıyla doğa temelli uyum seçeneklerinin geliştirilmesi ile bu konudaki farkındalığın artırılmasının hedeflendiğini” belirtti. 

Facebook’ta Paylaş Twitter’da Paylaş Google Plus’da Paylaş Yazdır