COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM Genel Kurulu’nda 100’ün üzerinde ülkenin temsilcilerine Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve Başkanlığı sürecine ilişkin bilgilendirme yaptı.
30 Mart 2026
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM Genel Kurulu’nda 100’ün üzerinde ülkenin temsilcilerine Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve Başkanlığı sürecine ilişkin bilgilendirme yaptı.
İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar’ın eşlik ettiği ABD ziyaretinde BM Genel Kurulu’na seslenen Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya’ söylemine dikkat çekerek, “Şu anda liderler seviyesinde konuyu ele alan Antalya Deklarasyonu’nun hazırlığı içerisindeyiz. Bu noktada, ülkelerin görüşlerini de alarak COP31’de nihai hale getirmek istiyoruz. 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak liderler zirvesiyle COP31’i geleceğe taşıma konusunda yüksek bir irade gösteriyoruz. Eylem gündemini de görüşlere açtık ve nisan ortasında görüşleri aldıktan sonra mayıs ayında bu çalışmayı da tamamlayacağız. Haziranda bir etkinlik düzenleyerek, Eylem Gündemini operasyonel hale getireceğiz. Dünya turizminin gözdelerinden güzel şehrimiz Antalya, on binlerce iklim gönüllüsünü misafir etmeye hazırdır” dedi.
COP31 Başkanı ve Bakan Kurum’un, BM Genel Kurulu Daimî Temsilcileri’ne Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve başkanlık sürecine ilişkin bilgilendirme yaptığı oturuma, 100'ün üzerinde ülkeden temsilciler, BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, BM Kalkınma Programı UNDP, Dünya Meteoroloji Örgütü WMO ve 15 BM kuruluşundan üst düzey temsilcilerin yanı sıra önceki dönem COP başkanlıklarının temsilcileri de katıldı.
“Türkiye, Barış ve Huzuru Hâkim Kılmak İçin Çözüm Odaklı Bir Duruş Sergiliyor”
Konuşmasının başında Ortadoğu’da yaşanan gerginlikler, Hürmüz Boğazı’ndaki enerji krizi ve devam eden Ukrayna-Rusya çatışmasına dikkat çeken Bakan Kurum, “Tüm bunların yanında küresel çapta etkisi süren kuraklık, su stresi ve aşırı hava olayları artıyor; iklim krizinin olumsuz etkileri siyasi, ekonomik, kültürel bir dönüşümü tetikliyor. Türkiye, çizilen bu zorlu tabloya karşı, barış ve huzuru hâkim kılmak için, son derece yapıcı bir diplomasi ve çözüm odaklı bir duruş sergiliyor. İnsanlık şayet, sürdürülebilir bir geleceğe ulaşacaksa, bunun yegâne yolu vardır. O da tüm ülkelerin eşit haklara sahip olduğu bir dünya düzenine erişmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, kimseyi geride bırakmayan bir anlayış değişimidir, daha adil bir dünyayı kurmaktır” dedi.
“Kuraklığın Küresel Maliyeti 300 Milyar Doların Üzerinde”
Bakan Kurum, iklim krizinin sadece çevresel bir mesele olmadığının altını çizerek, insanlığın geleceği için de önemli bir başlık olduğunu kaydetti. Kuraklığın küresel maliyetinin yıllık 300 milyar doların üzerinde olduğunu vurgulayan Bakan Kurum, dünya nüfusunun yarısının, yılın en az 1 ayında su kıtlığı yaşadığını, 2035 yılına kadar elektrik ihtiyacının yüzde 40 ile 50 arasında artmasının beklendiğini söyledi. Bakan Kurum, ayrıca küresel iklim finansmanı ihtiyacının yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, bugünkü finansmanın ise yalnızca 1,9 trilyon dolar düzeyine ulaşabildiğini belirtti.
“Finansman ve Teknoloji Transferini Cop31’in Tam Kalbine Koyacağız”
İklim krizinin etkilerinin geri döndürülemez şekilde derinleşmeden harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 vizyonunu anlattı: COP31’i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmüyoruz. Biz COP31’i; küresel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor, sürece, güçlü bir tecrübe ve net bir vizyonla hazırlanıyoruz. Krizlerde üstlendiğimiz yapıcı rol, insani meselelerdeki etkinliğimiz ve çözüm odaklı diplomasi anlayışımızla hem masada hem sahadayız. Eğri oturup doğru konuşalım. Artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor, “Daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin.” Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmeliyiz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında samimi iş birliğini güçlendirmeliyiz. Uyum politikalarının dengeli bir şekilde ilerletilmesine imkân tanımalıyız. COP31 Başkanlığı olarak, bu konuda somut adımlar için çalışacak; finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları, COP31’in tam kalbine koyacağız. Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik olmaz.
“Emisyonları Azaltacak, Döngüsel Ekonomiyi Güçlendireceğiz”
COP31 gündeminin atılacak somut ve ölçülebilir adımlar olacağını ifade eden Bakan Kurum bu başlıkları şöyle sıraladı: Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlayıp bugün küresel bir çevre seferberliğine dönüşen Sıfır Atık Hareketi’ni ve kazanımlarımızı tüm dünyayla paylaşacağız. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacağız. Sanayi sektörünü Net Sıfır Hedefleriyle uyumlu hale getireceğiz. Su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceğiz. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacağız. Gençlerimizi, iklim kriziyle mücadelenin tam merkezine koyacağız. Tam bu noktada şunu özellikle ifade etmek isterim: Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir. COP31 Başkanlığı, bu güveni inşa etmeye kararlıdır, taliptir. Türkiye, bu süreci sonuç üreten bir zemine taşımakta kararlıdır.
Antalya Deklarasyonu Hazırlığı
Bakan Kurum, Türkiye’nin Antalya’daki COP31 hazırlıklarına ilişkin de şu bilgileri paylaştı: Şu anda liderler seviyesinde konuyu ele alan Antalya Deklarasyonu’nun hazırlığı içerisindeyiz. Bu noktada, ülkelerin görüşlerini de alarak COP31’de nihai hale getirmek istiyoruz 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak liderler zirvesiyle COP31’i geleceğe taşıma konusunda yüksek bir irade gösteriyoruz. Eylem gündemini de görüşlere açtık ve nisan ortasında görüşleri aldıktan sonra mayıs ayında bu çalışmayı da tamamlayacağız. Haziranda bir etkinlik düzenleyerek, eylem gündemini operasyonel hale getireceğiz. Dünya turizminin gözdelerinden güzel şehrimiz Antalya, on binlerce iklim gönüllüsünü misafir etmeye hazırdır.
“Dünyanın Tüm Çocukları İçin Harekete Geçiyoruz”
Bakan Kurum, konuşmasının sonunda iklim kriziyle mücadele kapsamında dünyaya iş birliği çağrısında bulundu: Bu çağrı, küresel bir öze dönüş çağrısıdır. Tüm insanlık olarak, doğuştan gelen fıtratımıza, bizi biz yapan özümüze geri dönmeliyiz. Bir insanlık sorunu haline gelen iklim krizine karşı niyetlerimizi, yüreklerimizi ve ellerimizi birleştirmeliyiz. Şunu tek bir an bile unutmayalım ki bir tercih yapacağız. Ya doğayı korunacak bir emanet bilen özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile beraber biz de yok olacağız. Ya mevcut gidişatı izlemeye devam edeceğiz, ya da ortak iradeyle gidişata yön vereceğiz. COP31 Başkanlığı olarak, biz tercihimizi yaptık: Sizin de desteğinizle, tüm insanlık için, dünyanın tüm çocukları için harekete geçiyoruz. COP31’deki güçlü liderliğimizle; küresel iklim diplomasisinde yeniden güveni, iş birliğini, kardeşliği ve aksiyonu hâkim kılacağız. Sizleri de bu ortak iradenin parçası olmaya, çözüme katkı sunmaya ve birlikte sonuç üretmeye davet ediyorum.
BM İklim Özel Danışmanı Hart: Türkiye Çok Muazzam Bir Liderlik Sergiliyor
Toplantıda konuşan BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, Türkiye’nin COP31 Başkanlık sürecinden övgüyle bahsederek, “Türkiye çok muazzam bir liderlik sergiliyor. Küresel iklim krizine gösterdikleri liderlik inanılmaz. Avustralya ile iş birlikleri, uyumları takdire şayan. Geçmiş dönemlerle bir arada çalışıyorlar” dedi. Brezilya ve Fransa başta olmak üzere programda söz alan ülke temsilcileri Türkiye’ye desteklerini iletip, takvime uygun ilerleyen süreç için teşekkürlerini sundu.